Yükleniyor

Benimle Dokun

  • Kategori : Müzeler
Benimle Dokun
  • ANKV
  • TOFD
  • MSGSÜ
10.8.2020
TASARLAYANLAR: 
Emircan Karagöz, Besim Ceylan, Rüya Yağmur Altıntaş, Satuk Buğra Tohumoğlu, Agit Fatih Önal, Eylem Yurtseven, Tuğçe Akgün

GİRİŞ:
Sosyal Sorumluluk Dersi Kapsamında, müzelerde engeli olan bireylerin erişim problemleri üzerine bir sosyal sorumluluk projesi tasarlamak için bir grup çalışması başladı. İki farklı dernekten danışmanlarla konuşmaların sonucunda problemler belirlendi ve bu problemlere çözüm olarak bir çalışma gerçekleştirildi. Problemi belirlerken birçok farklı kaynaklardan araştırmalar yapılarak Türkiye’deki müzelerin erişim ile ilgili ne yaptıklarına, ne yapmadıklarına dair sonuçlar ortaya çıkarıldı. Genel anlamda erişim problemine sebep olmanın herhangi bir ciddi yaptırımının olmaması müzeler dahil bir çok mekanda erişimin önemsenmeyen bir olgu olarak kalmasına sebep olmakta. Fiziksel engelleri aşmak adına hem yurtdışı hem yurtiçi birçok proje geliştiriliyor. Fakat bu çözümlerin uygulanabilirliği denetlenmiyor veya zorunlu kılınmıyor. Dolayısıyla aşılması gereken tek sorunun fiziksel engeller olmayacağı sonucuna varıldı.

Bu sebeple çözüm önerisi geliştirirken insanların da katılımcı olabileceği, engeli olan bireylerle iletişim kurabileceği ve farkındalık kazanabileceği bir proje tasarlanması hedeflendi. İlk olarak danışmanlarla problem analizi üzerinden görüşmeler sağlandı. Bu görüşmelerde iki farklı engel grubu için de yaşanan problemler araştırıldı. Yürüme engeli olan bireylerin; doğru rampa kullanılmaması, girişin veya katlar arası ulaşımın uygun olarak çözülmemesi, sergi alanlarında manevralarına uygun boşlukların bulunmaması, sergi alanlarının geçişlerinde, kapılarda uygun olmayan eşik yükseklikleri gibi sorunlar sebebiyle birçok müzeye erişmelerinin mümkün olmadığı görüldü. Fakat TOFD danışmanımızın görüşmelerde bahsettiği üzere bu problemlerin çözümleri algısal problemlerin çözümlerine göre daha kolay. Sık denetleme, yaptırımı olan cezalar gibi birçok caydırıcı unsur ile fiziksel erişim engelleri ortadan kaldırılabilir. Asıl problemin müze yöneticilerinden ziyaretçilere birçok insanın engeli olan bireylerin müzeye erişimlerinin gerekliliği hakkındaki düşünceleri. Görme engeli olan bireylerde ise algısal engellerin çok daha fazla olduğu görüldü. Görme kaybı olan bir bireye karşı olan tutumun çoğunlukla yaşam haklarını hiçe sayar şekilde olduğu görüldü. Fiziksel engellerde ise mekan okuma anlamında mekanın planının veya krokisinin algılanmaması, sanat eserlerinin sadece sesli betimleme biçiminde aktarılmasının ve Braill Alfabesi ile yazılan sanat eserinin açıklamasının yeterli görülmesi, mekan içinde hareket alanlarının kabartmalı zeminle belirlenmemesi sayılabilir.

ANKV danışmanımızın görüşmelerde bahsettiği üzere; görme engeli olan bireylerin maddeleri algılamalarının tek yolu işitsel bir tasvirin olması değil, aksine birçok farklı duyu organı ile algılanması olmalıdır. En öne çıkan ve mekanları, nesneleri algılarken kullandıkları duyularıysa dokunmak. Sanat eserlerine, sergi ürünlerine dokunarak algılamak için bazı deneysel çalışmalar yapılsa da araştırmalarımız sonucu müzeler kapsamında çok fazla uygulanmadığı sonucuna varıldı. Müzelere erişim ile ilgili problemlerin çoğu zincirleme birçok sorundan kaynaklanabiliyor. Gerek kentsel ulaşım, gerekse müzelerin girişlerinin uygun olmaması, eğitim hayatına katılımla ilgili yaşanan sorunlar doğrudan olmasa da müzelere erişimi engelleyebiliyor. Dolayısıyla müzeler kapsamında bir proje tasarlanacağından ana konu olarak sanat eserlerinin erişimi konusundaki problemlere ağırlık verildi. Görme engeli olan bireylerin erişim problemlerinin daha yoğunlukla karşılarına çıkması bu konuda bir proje yapmamıza yönlendirdi. Yurtiçinde ve yurtdışında yapılmış birçok proje araştırıldı. Bunun sonucunda erişimi sağlamanın birçok yolu olduğu görüldü. Sanat eserlerinin replikalarını yapmak fikriyle yola çıkılan araştırmalarda bunun çok geniş yelpazeli bir konu olduğu fark edildi. Birçok yöntemle replikaların yapılması mümkün; heykeller için küçük boyutlarda maketlerin yapılması, eserlerin 3D yazıcılar ile boyutlandırılması, kabartma yöntemiyle resimlerdeki dokuların farklarının yansıtılması gibi. Dolayısıyla sanat ürününün kapsamı bağlamında yöntem değişiklik gösterebilir. Bu yöntemlerin sanatla ilgili alanlarda uzmanlığı olan insanlarca uygulanması; bir sanat eserinin doğru şekilde erişime açık bir dile çevrilmesinde önemli rol oynamakta. Erişim sıkıntısı çekmeyen insanlar için sanat eserlerinin birçok yorumuna ulaşmak veya sanat eseri yorumları yapabilmek mümkünken, seçilen engel grubu için erişim diline çevireceğimiz sanat eserinin de birçok yorumu aktarabilmesi gerektiğine karar verildi. Bu sebeple de müze çalışanları ve uzmanlar dışında sanatla ve engelli erişimiyle ilgilenen insanların bu çeviriye dahil olabilecekleri interaktif atölyeler düzenlenmeye karar verildi.

Yapılacak çevirilerin ve replikaların engelli erişimini nasıl sağlayacağına yönelik örnek bir sergi düzenlenerek; seçilen yöntemin uygulama örneklerinin de proje kapsamında sunulmasına karar verildi. Örnek sergi için sanat dalı olarak resim seçildi. Resim alanında daha önce yapılmış örnek replika çalışmalarına bakılarak seçilen resimler üzerinde nasıl bir çalışma yapılacağına karar verildi. Bu hususta Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun 2 resim çalışması seçilerek; erişime açık replikalar halinde nasıl sergilenebileceği konusunda örnek bir çalışma hazırlandı. Bu çalışma ile kabartma yöntemiyle nasıl erişime açık hale getirilebileceği konusu üzerinden çalışmalar yapıldı. Proje kapsamında; müzelerde düzenlenecek atölyelerde gönüllü katılımcıların uzmanlar eşliğinde çıkardığı sonuç ürünler farklı yorumları içeren geçici sergiler halinde erişime sunulurken; aynı zamanda müzenin kendi bünyesinde kalıcı olarak sergilediği sanat ürünlerinin uzmanlar tarafından erişilebilir hale getirilen replikaları da ziyaretçilere sunuluyor olacak.

İNTERAKTİF ATÖLYELER:
Birçok müze kendi bünyesinde atölye çalışmaları yapmaktadır. Bu projenin atölyesinde ise gönüllü katılımcılar, görme engeli olan katılımcılar, müze sanatçıları, sanat tarihçileri, sanatçı, küratör ve görme engeli olan bir danışman birlikte çalışarak bir sanat eserinin görme engeli olan bir birey için nasıl erişilebilir kılınacağı üzerinden bir çalışma yürütülecek. Dokunarak algılama üzerine yapılacak bu atölyelerde son ürün müzede sergilenen eserlerin birer kabartma hali olacak. Atölye çalışması iki haftada bir şeklinde her ay iki kere düzenlenecek. Bu çalışmalardan biri çocuklar özelinde olurken diğerine her yaştan katılımcının dahil olması mümkün. Üç gün sürecek olan atölye çalışması için ilk olarak 1. Haftanın Cuma günü görme engeli ve erişilebilirlik üzerine bir sunum gerçekleştirilecek. Böylece katılımcıların görme engeli olan bireylerin yaşamlarına dair ilk temas sağlanmış olacak. İkinci gün atölyede materyal bilgisi, dokunarak algılamanın nasıl olacağı ve doku farklılıklarını nasıl sağlayabilecekleri üzerinden bir çalışma gerçekleştirilecek. Üçüncü günde ise müzede sergilenen eserlerin kabartma replikaları sonuç ürün olarak yapılmış olacak. Pazar günü biten atölyenin ardından (genellikle) tatil günleri Pazartesi olan müzelerde atölye çalışmalarının değişim günü bu gün olacak. İki hafta boyunca atölye ürünleri sergilenecek ve gelen misafirler çıkan işlere dokunarak sanat eserini algılayabilecek.

Atölye çalışmasının amacı; katılımcıların, görme engeli olan bireylerin nesneleri, mekanları algılayış biçimine temas etmeleriyle ortaya çıkan çeşitli ürünler ile birlikte müzede sergilenen eserlerin birden fazla insan tarafından yorumlanarak çeşitliliğin artması. Bu çalışmalarla birlikte hem görme engeli olan bireyler sanat eserlerinin farklı yorumlarını algılayabilecekler hem de katılımcıların farkındalığı artarken; atölye bilinirliğinin artmasıyla toplumda oluşabilecek bir farkındalığa da katkı sağlamak. Bu çalışmada ki hedeflerimizden biri de diğer müzelerle olan ilişkiler içerisinde de bir örnek teşkil ederek müzeler arasında bu atölye çalışmalarının fazlalaştırılması.

Düzenlenen interaktif atölyeler ile birlikte; sanat ile içi içe olan insanların sanata erişim konusunda bir algı kazanmaları sağlanacak. Engeli olan bireylerin sanat eserini algılayış biçimine dair bir deneyim kazanacaklar ve müzede sergilenebilecek bir eser ortaya çıkaracaklar. Birden fazla insanca yorumlanmış süreli sergilerle birlikte görme engeli olan bireyler sergilenen sanat eserlerinin birden fazla yorumuna erişim sağlayabilecekler. Atölyelerin ayda bir kez çocuklar ile buluşmasının temel sebebi ise; çocukların da temelde dokunarak öğreniyor olmaları. Çocukların gelecekte daha farkındalığa sahip bireyler olmasını sağlayacak, sanat eserlerini öğrenmelerini sağlayacak, müzede sergilenecek bir iş çıkartabilecekleri bir atölyeye katılımları gelecek nesillerde müze kültürünün devam etmesine ve ayrıca erişilebilir mekanlar üzerinden bir yolda ilerlenmesine katkı sağlayacaktır. Böylece gelecek nesillerde sanat eserlerinin erişimi hakkında bilgi sahibi olabilecek, farkındalıkla geleceğimizi inşa edebilecekler.

RESİM SERGİSİ:
Resim sergisi alanı için Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun iki resmi seçildi; İki Balık ve Aşık Veysel. Bu resimlerin erişilebilirliğini ölçmek için konuları, renk ve doku dengeleri, yorumları hakkında araştırmalar yapıldı. Ulaşılan sonuçlar ışığında erişilebilir kılma yöntemi olan kabartmalar için ön çalışmalar örneklendirildi.

MOZAİK:
Sergide daha sonra Mozaik sergileme alanına geçilir. Mozaik kendi başına bir doku olduğundan eserde anlatılanların replikası yapılmıştır, ayrıca mozaiğe dokunulmasına izin verilmektedir. Eserin konusu anlatımı ve bilgileri Braille alfabesi ile yazılır. Bedri Rahmi mozaiğinin replikası sergilenir. Eserin doku farklılıkları gözetilerek yapılan kabartması sergilenir. Burada dokunarak eser deneyimlenir. Mozaiğin sesli betimleme dinleme cihazından açılır, sesli betimleme ile eserin anlatımı Bedri Rahmi Eyüboğlu eserleri konusunda uzman kişilerce betimlenmiştir.

DİJİTAL SERGİ ALANI:
Son zamanlarda gelişen teknoloji ile birlikte VR: Vırtual Reality yani sanal gerçeklik ürünleri de gelişmekte. Sanal gerçeklik ortamlarında modellenen mekanlar, malzemeler, eserler, yapılar çoğunlukla sanal gerçeklik ürünlerinden birine sahip olan insanların erişimine açık bulunmakta. Sanal gerçeklikle ilgili yapılan son çalışmalardan biriyse VR eldivenler. Bulunduğunuz ortamda bu eldivenleri takarak modellenen sanat eserini, mekanı, malzemeleri dokunarak deneyimleyebiliyorsunuz. Bu ürünün müzelerde kullanımı üzerine düşünüldüğünde hem sanat eserlerinin hem de müzelerin erişimini arttıracak bir teknoloji hizmeti sağladığı söylenebilir.

Tasarlanan sergi alanında dijital bir ortam da eklemeyi hedefledik. Bu doğrultuda güvenlik çerçevesi gereği bir uzman ile birlikte uygun koşulların sağlandığı bir mekanda VR eldivenlerin takılarak Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun atölyesini mekânsal anlamda dokunarak algılanabileceği bir dijital sergi alanı tasarladık. Böylece sadece eserleri değil sanatçının bu eserleri çıkardığı mekanın da erişilebilir olması sağlandı.